Üniversite Biterken
Başarı kalıpları, 'meli-malı' döngüleri ve bir durağa sığdırılan koca bir üniversite hayatı... Toplumun dayattığı yolların ötesinde, topluluk deneyimlerinden kişisel keşiflere uzanan kendi üniversite yolculuğumu ve 'hayat tam olarak nerede?' sorusunun peşindeki gözlemlerimi paylaşıyorum.
⠀ ⠀ Üniversite hayatının nasıl olması gerektiği, aslında her kafadan farklı bir sesin çıktığı o karmaşık konulardan biri. Bu yazıda biraz kendi üniversite hayatımı, etrafımda gözlemlediklerimi ve çoğunluk tarafından kabul gören deneyimleri değerlendirmeye çalışacağım.
⠀ ⠀ Okul hayatına atıldığımız ilk andan itibaren bize dayatılan bir başarı yolu; çok çalışmayla, ezber sistemin içinden geçmeyle yürünen bir yol. İyi bir lise kazanmalısın, zekiysen sayısal okumalısın, tıp-mühendislik gibi bölümlere yerleşmelisin. Tüm bunları sene kaybetmeden yapmalısın, bir taraftan düzenli uğraştığın hobilerin de olmalı spor-sanat gibi, sana disiplin kazandırmak için. Akademisyenlik düşünüyorsan daha son sınıf olmadan hocalarla çalışma yapmaya başlamalısın, sektöre gireceksen okurken staj ve/veya part-time çalışmaya başlamalısın, mezun olduğunda işin hazır olmalı. Arada şu an aklıma gelmeyen bir sürü detay daha. Meli-malılar asla bitmez.
⠀ ⠀ Kısmen doğru olabilir bunlar ama tam olarak katıldığımı da söyleyemeyeceğim. Genel geçer bir başarı algısı olabilir bu saydıklarım ama tam olarak hayat nerede? Her şeyi aynı anda yürütebilen, kendini de keşfedip kabul görmüş başarıyı disiplinli bir şekilde birlikte götürenlere ne ala. Bunu yapabilen çok az insan gördüm.
⠀ ⠀ Üniversitenin ilk yılında beklediğinden düşük sıralama yapmış veya daha büyük hedefleri olan ne kadar insan varsa hepsi yatay geçiş, erasmus, mezuniyet sonrası yurt dışına çıkış yolları ne varsa hepsini yapacağını söylüyorlar. Gördüğüm kadarıyla, bu söylediklerini gerçekten hayata geçirebilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Başlarda ben de olduğum yerden pek memnun değildim; daha iyisini yapabileceğimi biliyor ama potansiyelimden aşağıda kaldığımı düşünüyordum. Bu bir süre devam etti ve üniversite hayatının akademik tarafına alışmam zaman aldı.
⠀ ⠀ Şu an inanıyorum ki bazı isteklerimiz toplumun, ailelerimizin, çevremizin etkisiyle ve beklentilerinden kaynaklı. Bu beklentilerle uyumsuzluk yaşadığımızda yetersizlik ve başarısızlık korkusuyla yüzleşiyoruz. Benzer şeyleri yaşayan çok fazla genç olduğunu biliyorum, hele buna Türkiye'de yaşamak ve gelecek kaygısı da eklenince potansiyelini gerçekleştiremeyen ya da bocalayan gençler çıkıyor ortaya.
⠀ ⠀ Peki ben nasıl geçirdim bu üniversite hayatını ve nasıl geçmesi gerektiğine inanıyorum? Kendimle ilgili eleştirebileceğim birçok nokta olduğunu itiraf etmem gerek akademik anlamda ama geneline baktığımda fena geçirmediğimi de söyleyebilirim. Mesleğe hazırlık olarak görmemek gerek sadece burayı; kişinin kendini keşfettiği, öğrenmeye açık olduğu sürece hayat tecrübesi edindiği, hala öğrencilik hayatı olan ama hayatta kalmanın da provasını ettiği bir dönem. İngilizce hazırlık okuduğum yılımda farklı bölümlerden arkadaş edinme şansım oldu, birinci sınıfın sonunda kendime yakın hissettiğim bir öğrenci topluluğunun yönetimine katıldım, grup ödevleri aracılığıyla yeni insanlar tanıdım ve günün sonunda baktığımda ne kadar çok geliştiğimi gorebiliyorum.
⠀ ⠀ Topluluk üzerine ayrıca durmak istiyorum. Öncesinde zaman zaman kendini göstermekte zorlanırdım, mecbur kalmadıkça ortaya atılmaktan kaçınma gibi bir alışkanlık geliştirmiştim. Topluluk da okuldaki en aktif ve ekip ruhunu taşıdığını düşündüğüm tek topluluktu, bu yüzden çoğu insanın istemediği ve sürekli insanlarla iletişim içinde olmamı gerektiren bir görevi seçerek ekibe dahil oldum. Başlarda ne yapacağımı bilemediğim anlar oldu ya da nasıl halledeceğimi bilemediğim, bazı şeyleri kendim öğrenmem gerekti bazılarında da ekip birbirine yardımcı oluyordu. Yeni giren herkeste benzer afallamaları görüyorum hala, ama en büyük zorluğu farklı kafa yapısında insanlarla çalışmak. Öğrenci hayatını bir ön deneme gibi düşünürsek gerçekten de çalışma hayatı için müthiş dersler öğretiyor insana. Aynı ekipte topluluğa bir şeyler katmaya çalışan insan da oluyor, kendine bir şeyler katmaya çalışan da, ya da tamamen gösteriş çabası içinde olan da. Ve bu kadar farklı amaçla bir araya gelmiş insanlar ortaya tek bir iş çıkarmaya çalışıyor. Öyle ya da böyle hakikaten bir organizasyon çıkıyor ortaya, hiçbir zaman mükemmel olmuyor ama hatalarla öğrenme de birlikte geliyor, her dönemden öğrenci de olduğu için nesiller arası aktarımı da görebiliyorsunuz bizim topluluğumuzda. Başka toplulukları bilemeyeceğim ama başta da ekibe dahil olmamı sağlayan o ekip ruhu bizden önceki dönemlerde de vardı ve aradaki iletişim tamamen kesilmedi, geçenlerde yaptığımız bir etkinlikte mezunlarımızı da aramızda görmek ve o ruhun devam ettiğini tekrar hissetmek bana ne kadar doğru bir iş yaptığımı kanıtladı. Anlattığım deneyimleri başka yollarla da öğrenebilirsiniz, bu bir topluluğa katılın yönlendirmesi değil. Ama son üç-dört senemi etkinliklerde katılımcı ve düzenleyen olarak birçok farklı yönlerden deneyimleme şansı yakalamış biri olarak tüm bunlardan keyif aldığımı, insan etkileşimlerini daha iyi deneyimlememe ve kendimi keşfetme yolculuğuma çok büyük katkılar sağladığını söyleyebilirim. İşin kariyer tarafından bakacak olursak en büyük katkısı da "network" edinmek. Topluluk aracılığıyla farklı şehirlerden, farklı alanlardan ve şirketlerden iletişimim oldu.
⠀ ⠀Eh, anlayacağınız üzere benim kendimi tanımlayabileceğim deneyimlerimin en büyüklerinden biri topluluktu. Bunun dışında da genel olarak kendimi ve dünyayı tanımayla geçirdim üniversiteyi. Herkes kadar problemlerim oldu, herkes kadar dersler-projeler-sunumlar zorladı. Biraz hayallerim biraz da arkadaşlarım sayesinde devam ettim. Doğru yerde miyim sorusunu bir dönem çok sordum, yapamayacağım sanarken ilk stajımdan sonra devam etme gücü buldum. Ne kadar zorlu bir yolculuk olduğunu biliyorum ama aynı zamanda bunu herkesin yaşadığını ve herkesin bir şekilde yoluna devam ettiğini de görüyorum. Aynı zamanda herkesin yolculuğunun da kendine özgü olduğunu ve önlerine çıkan fırsatların, değerlendirmeyi seçtikleri fırsatların da değişken olduğunu biliyorum. Bunu da kıyaslamalarla kendini kötü hissettiren her genç için söylüyorum. Günün sonunda hepimiz koca evrende birer toz tanesi değil miyiz? Üniversite ne bir başlangıç ne de bir son, uzun yolunuzun bir durağı sadece. Bu düşünceyle sonraki durağıma gitmeye hazırım, umarım sizlerin de yolculuğu çok güzel geçer ve duraklarınızdan keyif alırsınız.
Sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize cici bakın!